
Önemli Şahsiyetler - Önemli Olaylar
6 Ocak
Abdul Majid Daryabadi
Abdulmâcid, 16 Mart 1892 (16 Şaban 1310) tarihinde Uttar Pradeş eyaletinin Deryabad kasabasında doğdu. Babası hukukçu olup Deputy Collector olarak görev yapan Abdülkadir (1848-1912), annesi Bibi Nâsirü’n-Nisâ, dedesi Müftü Mazhar Kerim Kıdvâî (ö. 1873), büyük dedesi ise Şeyh Mahdum Bahş (Bakhsh) idi. Baba ve anne tarafından Hint Alt Kıtası’nın bilinen Kıdvâî ailesine mensuptur. Bu ailenin kökenlerinin Gazze’ye kadar uzandığı belirtilmektedir. Abdulmâcid Deryâbâdî’nin kendi beyanına göre soyu İsrailoğullarına dayanmaktadır ve bunu destekleyen şecereleri de mevcuttur. Kendisi beş kardeşin en küçüğüdür. Dini bir ortamda yetişmiş, ilk eğitimiyle birlikte Arapça ve Farsça’yı evde babasından öğrenmiştir.
Orta eğitimi için modern tarzdaki Sitapur High School’a kaydolmuş ve 1902-1908 yılları arasında burada öğrenim görmüştür. Temmuz 1908’de, Leknev Üniversitesi’nin ilk hâli sayılan ve Allahabad Üniversitesi’ne bağlı olarak eğitim veren Canning Koleji’ne kabul edilmiştir. Allahabad Üniversitesi’nden 1912 yılında, Felsefe ve Arap Edebiyatı ağırlıklı lisans derecesiyle mezun olmuştur. Felsefe alanında lisansüstü eğitim almak istemiş; bu eğitimi veren kurumlardan biri olan Aligarh Koleji’nin kabul sınavına 1913 yılında girmiş ancak başarılı olamamıştır. Bunun üzerine Delhi’deki St. Stephen’s College’a kabul edilmiştir. Ne var ki babasının 1912 yılında hac görevini yerine getirirken vefat etmesi sebebiyle tahsilini sürdürememiş ve çalışma hayatına atılmıştır.
1916 yılında evlenmiştir. Bu dönemde kendisini akılcı bir kişi olarak tanıtmakta ve İslâm’a karşı mesafeli bir duruş sergilemekteydi. Ancak zamanla ilgi alanını tasavvufa yöneltmiş, ardından Eşref Ali Tânevî’ye intisap ederek tasavvuf yoluna girmiştir. Bu tarihten sonra daha sistemli bir hayat sürmüş; dönemin önemli fikrî ve siyasî dergilerinde çalışmış veya yazılar kaleme almıştır. 1927’de Aved Hilafet Komitesi başkanı olarak Leknev’deki Hilafet Konferansı’na katılmıştır.
Hayatının geri kalan kısmında bir yandan dinî ve siyasî meselelerle ilgilenmiş, diğer yandan eser telif etmiştir. Toplam elliden fazla eser kaleme almıştır. Eserleri arasında felsefe ve psikoloji alanındakiler önemli bir yer tutarken, tefsir ve Kur’ân çalışmaları onun en önde gelen çalışma sahası olmuştur. Medrese tahsili görmemiş olmasına rağmen isminin başına “Mevlânâ” unvanı eklenmiş ve hayatı boyunca bu unvanı kullanmıştır. Arapça’ya ileri derecede nüfuzu sebebiyle bu kullanım yadırganmamıştır.
Çeşitli ödüller almış, Aligarh Üniversitesi tarafından kendisine fahri doktora verilmiştir. Urduca’ya hizmetleri dolayısıyla da ödüllere layık görülmüştür. Hakkında çok sayıda eser kaleme alınmış; Ebü’l-Hasan Ali Nedvî için örnek bir şahsiyet olmuştur. 6 Ocak 1977 tarihinde Leknev’de vefat etmiş, cenaze namazı Nedvî tarafından kıldırılmış ve Deryabad’a defnedilmiştir.